Yıldız Savaşları Bölüm 7’nin yarattığı heyecan hala sürmekte ve uzun süre de devam edecek gibi gözüküyor. Yıldız Savaşları denilince insanın aklına o ustaca yaratılmış evrenden bir sürü enstanteneler, hikayeler, karakterler gelebilir, ama biz ses insanları için ise Yıldız Savaşları’nın en heyecan verici parçalarından ikisi müzikleri ve sesleri. Ses tasarımı konusunu başka bir yazıda değinmek üzere bir kenara bırakıyorum ve yepyeni Yıldız Savaşları: Bölüm 7 müziklerini değerlendirmeye koyuluyorum.

Efsane besteci John Williams’ın yazdığı müzikler Yıldız Savaşları evrenine serinin 1977 yılında vizyona giren ilk filmi “Star Wars Episode IV : A New Hope“tan beri hayat vermekte. Az buçuk sinemayla ilgilenen herkesin hafızasına kazınmış, çok güçlü etkiler bırakan melodiler ve orkestrasyonların yaratıcısı John Williams, 83 yaşında yeni Yıldız Savaşları filminin müzikleri için kolları sıvadığında, beni bu devasa saganın devamıyla ilgili en çok heyecanlandıran şey belki de bu oldu: 2005 yılından sonra yepyeni Yıldız Savaşları müzikleri dinlemek. Filmle ilgili her konuda beklenti çok büyük olduğu için müziklerle ilgili de durum aynıydı, ancak sinemaya giderken aklımdan bu merakı çıkartmaya çalıştım. Filmi izledikten sonra ise soundtrack albümünü uzun bir süre tekrar tekrar dinledim. John Williams bu filmde de sinema tecrübesini nasıl başka bir seviyeye taşıdığını kanıtlamış.

John Williams’ın aslında biraz eski kafa, tematik bir besteci olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bugüne kadar yazmış olduğu müthiş temalar bizleri Indiana Jones, Harry Potter, Schindler’s List, E.T ve Jurassic Park gibi filmlerin dünyasına taşımıştır. Film müziğinde temanın ve melodinin ne kadar büyük bir etki yaratabildiği ne kadar aşikar olsa da içinde bulunduğumuz dönemde sinemacılığın çehresinin değişmesiyle birlikte film müziği anlayışı da değişmeye başladı. Günümüzde artık çok net ana temalar yerine daha bulanık ve amiyane tabirle ‘duvar boyası’ diyebileceğimiz müzikler tercih ediliyor. Müziğin görsel anlatımdan rol çalmaması artık yönetmenlerin bestecilerden istediği bir şey. Hans Zimmer, Danny Elfman gibi bu akımın temsilcisi diyebileceğimiz bestecilerin müzikleri daha çok görsel materyali desteklemek ve sinematografiden rol çalmamak üzerine tasarlanmış işler. Peki bu değişen akımın içinde 83 yaşındaki usta kendine nasıl yer bulacak?

Tabi bu soruyu cevaplayabilmek için öncellikle yeni Yıldız Savaşları filminin yönetmenine ve onun bu sagayı nasıl bir tavırla devam ettirmeyi tercih edeceğine bakmamız gerekiyor. Sonuçta Alfred Hitchcock’un da dediği gibi; “Sinema filminde, yönetmen Tanrı’dır.”. J.J. Abrahms’ ın serinin yedinci filmine retrospektif bir bakış açısı getirdiğini düşünüyorum. Kendisi serinin orjinal üçlemesi olan 4-5-6’ya olan hayranlığını her yerde dile getiriyor ve 7. filmi de kostümlerden, mekanlara, efektlerden, maketlere kadar orjinal sinemacılık anlayışına yakın bir şekilde hayata geçirmeye çalışmış. Hal böyle olunca müziklerde de aynı retrospektif yaklaşımı duymak kaçınılmaz. OST albümündeki “Rey’s Theme”, “March of the Resistance” ve “Kylo Ren Arrives at the Battle” gibi parçalarda orjinal film müziklerindeki yaklaşımı hissedebiliyoruz. Ayrıca “Snooke” ve “The Scavanger” da önceki filmlerden esintiler taşıyan parçalar. Meşhur ‘Force’ teması ise soundtrack albümünün içinde çok nadir duyabildiğimiz temalardan biri. Özellikle filmin başrolü ve hikayenin en önemli parçası olan Rey’ in John Williams’ın şanına yakışır güzellikte bir temayla tamamlanmış olması cidden dinleyene ve izleyene orjinal üçleme tecrübesi yaşatıyor. Öte yandan çağın değişimleri de eski toprak üzerinde bir miktar etkili olmuş. Özellikle eski temalardan büyük oranda kaçınmış olması benim çok hoşuma gitti. “Imperial March” gibi Darth Vader ile özdeşleşmiş devasa bir temayı Kylo Ren sahneye girerken duymak istemiyordum. Besteci, akıcı ve uzun sahneleri taşıyacak, belirgin bir temadan uzak ama yine de sahnenin duygusunu çok güzel besleyen müziklerle çıkmış karşımıza. Bunlardan biri “Scherzo for X-Wings”. Bu karakteristik uzay mekiklerinin ne kadar çevik ve ölümcül silahlar olduklarını biliyoruz. Heyecanlı bir aksiyon sahnesinde X-Wing’ler uzayda uçuşurken, tematik bir müzik yerine, bir X-Wing’in hareketi gibi hızlı ve atik bir müzik formu olan scherzo’yu, bol bakır üflemeli enstrumantasyon kullanarak tercih etmiş olması John Williams’ın vizyonu ve ince görüşünün harika bir örneğidir bence. Yine bariz bir temaya dokunmadan, sahnenin akışına ve sinematografiye destek veren, “The Falcon”, “The Rahtars!”, “The Abduction” gibi parçalar John Williams’ ın o alışık olduğumuz tema müzisyeninden başka bir yerlere evrildiğinin göstergesi gibi.

Yıldız Savaşları, John Williams olmasa eksik olurdu orası kesin. Fakat Bölüm 7’nin müzikleri sadece Yıldız Savaşları evrenini tamamlamakla kalmayıp, dinleyiciye çok daha fazlasını sunuyor. Film müziklerinin gün geçtikçe daha da ‘takım oyuncusu’ olmaya başladığı şu dönemde, kulaklarımıza ilaç gibi gelen yeni Yıldız Savaşları soundtrack albümü de bu görevi layığıyla yerine getirip filme kusursuz bir eşlikçi olmayı başarmış. Tüm Star Wars sevenlere hem iyi seyirler hem de iyi dinlemeler dilerim.