Kuşkusuz ki İran kültürel olarak en köklü ve derin temelleri içinde barındıran bir coğrafya. Devrimden sonra ise İran kültürü, İran kadar Avrupa ve Amerika’da da yaygın hale geldi. Bu süreçte birçok İranlı müzisyenin de yoğun olarak Avrupa ve Amerika’ya yerleşmesi İran müziğini dünya müziği haline getirdi desek abartıyor olmayız herhalde. Bizler de İran müziğinin İran dışında yaşayan temsilcilerinden tadımlık bir liste hazırlayalım dedik. Doğruyu söylemek gerekirse böylesine zengin bir müzik kültürünü tadımlık (!) bir liste haline getirmek oldukça zor oldu. Mümkün olduğunca kapsamlı bir liste yapmaya çalıştık fakat bu listeye ekleyemediğimiz daha birçok isim de var elbette. Sürç-i lisan etmiş isek affola. Listemizin devamını bekleyiniz efendim..

  1. Kayhan Kalhor

Biraz tanıdık bir isimle başlayalım. Kayhan Kalhor sık sık Türkiye’de dinleme imkânı yakaladığımız bir müzisyen.  1963 yılında Tahran’da doğmuş olan Kalhor, müziğe yedi yaşında başlamış. On üç yaşında İran Ulusal Radyo ve Televizyon Orkestrası’nın davetiyle orkestraya katılmış ve beş yıl boyunca orkestraya eşlik etmiş. Daha sonra birçok farklı orkestra ve grupla çalışarak İran’ın ve dünyanın birçok farklı şehrini gezmiş. Yaklaşık altı ay Türkiye’de yaşayıp yerel müziği incelemiş ve buradan aldığı bağlama ağırlıklı halk müziği kasetleriyle İtalya’ya eğitimine devam etmeye gitmiş. Bağlamaya ve halk müziğine her zaman ilgili olan Kalhor, 2002 senesinde Erdal Erzincan’la tanışmış. İkilinin “The Wind” ve “Kula Kulluk Yakışır Mı” adında iki adet albümleri mevcut. Kalhor bu süreçte Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden birçok müzisyen, orkestra ve grupla çalışmış. Türkiye’den birlikte çalıştığı müzisyenler arasında Ulaş Özdemir, Aynur, Derya Türkan gibi isimler de bulunuyor.

“Where are you?” Derya Türkan ve Sokratis Sinopoulos  ile yaptığı bir konserden ufak bir kesit:

  1. Mohsen Namjoo

İran müziği ile ilgili bir liste varsa gözler hemen Mohsen Namjoo’yu arar herhalde.  Geleneksel yapıda bir ailede büyüyen Namjoo küçük yaşlardan itibaren müziğe ve edebiyata meraklı bir çocukmuş. Bu ilgisinden dolayı annesi ve abileri onu müzik okuluna göndermeye karar vermişler ve Namjoo’nun müzik hayatı böylece başlamış olmuş. 1994 yılında Tahran Üniversitesi’ne giren Namjoo, klasik İran müziği ile batı müziğini sentezlediği çalışmalar yapmış ve bu denemeleri sebebiyle üniversiteden atılmıştır. Namjoo’nun adını İran sınırları dışına çıkartan ise Amir Hamz ve Mark Lazarz ile birlikte yaptıkları İran underground müziğinin anlatıldığı “Sound of Silence” belgeseli olmuştur. 2009 Senesinde İtalya’da kaydettiği “Şems” isimli parçasında Kuran’dan cümlelere yer verdiği iddiasıyla beş sene hapse mahkûm edilmiş olan Namjoo halen Amerika’da yaşamakta.

Sanatçı geçtiğimiz aylarda Türkiye turnesi kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir’de konserler vererek Türkiye’deki hayranlarıyla buluştu. Biz şimdiden bir sonraki konserlerini merakla bekliyoruz.

Zolf bar baad– Hafız-ı Şirazi’nin gazelinden bestelenen bir şiir.

(Bestelenirken bazı beyitlerin yerleri değiştirilmiş.)

Zolf bar bad made ta nadahi bar badam/ Saçlarını rüzgârda savurma, beni berbad etme

  1. Mahsa Vahdat

Mahsa Vahdat’ı eğer ilk defa dinleyecekseniz siz dinlemeden önce uyaralım; kendisi sesiyle büyü yapabilen kadınlardan. Şarkılarını dinlerken bambaşka bir zamanda seyahat ediyorken bulabilirsiniz kendinizi. Tahran’da doğan Vahdat, müziğe çok küçük yaşlarda piyano ve geleneksel Fars müziği dersleri alarak başlamış.1993 Yılında Tahran Sanat Üniversitesi’ne girerek burada birçok önemli sanatçıdan müzik eğitimi almış. İran devriminden sonra kadınların şarkı söylemesi yasaklandığı için sanatçı Paris’e taşınmış ve çalışmalarına burada devam etmiş. Kardeşi Marjan Farsad ile yaptığı “Songs From Persian Garden” adlı konser kayıtlarından oluşan albümleri o dönemde yapılan gizlice konser kayıtlarından oluşmuştur. Sanatçı kendisi gibi solo şarkılar söyleyen kardeşi ile birlikte çeşitli konser ve festivallerde sahne almaya devam ediyor.

Ha Leyli- Hafız Şirazinin şiirinden bestelenen eser Vahdat kardeşlerin yorumuyla can bulmuş adeta.

“hagigât, nâ mecaz est” (Hakikattir, mecaz değil)

..Mecnunun gönlünün gamı, leylânın saç kıvrımında yüklüdür..

  1. Marjan Farsad

Marjan Farsad sesinde bahar havası taşıyan bir müzisyen,  grafik sanatçısı, animasyon film yapımcısı, söz yazarı. On parmağında on marifet bir insan yani… Bir masal’ı dinler gibi dinletiyor kendisini Farsad.  Derin bir huzur ve hüzün aynı anda ancak bu kadar uyumlu ve naif bir şekilde yer alabilir. Tahran doğumlu sanatçı uzun zamandır Montreal’de yaşıyor. Kaydını paylaşırken şu notu da düşelim; seslendirdiği şarkıların söz ve müzikleri kendisine ait

Setareye Soheil:

Bu da bonus olsun, sanatçının canlı performansından bir kesit:

Dishab

 

KAYNAKÇA

http://www.muziksoylesileri.net/cms/index.php?option=com_content&task=view&id=177&Itemid=43

http://www.cafrande.org/mohsen-namjoo-%E2%80%9Coy%E2%80%9D-adli-albumu-ile-yeniden-cafrande-org%E2%80%99ta/#more-13571

http://www.yasamaugrasi.com/kultursanat/iranda-baskaldiran-kadin-sesi-mahsa-marjan-vahdat.html