Bir garip Orhan Veli, Veli’nin oğlu… Yıllar önce bugün gelmiş dünyaya. İyi ki doğmuş, iyi yazmış, bizi kendisinden mahrum bırakmamış.

1.-Orhan-Veli-Kanık-480x600

Sevdaya tutulmuştu Orhan Veli, böyle mi olacaktım diyordu. Sonra güzel havalar… -Ah, hepimizi bu güzel havalar mahvetti zaten. “Gün olur alır başımı giderim… Gün olur, deli gibi” demişti, “Gittiğim olmadı hiç ama olsun istemek de güzel” demiş ya Can baba da, o misal. İstemek bile güzel bazı şeyleri… Ama Orhan Veli nasıl giderdi zaten çok sevdiği İstanbul’u bırakıp. “İstanbul’u dinliyorum”u okuduğumda, ancak bu kadar güzel anlatılabilir bir şehir herhalde diye hep düşünmüşümdür. (İtiraf ediyorum bu şiiri okurken gözlerimi kapatıp sucuların çıngıraklarını duymaya çalışırdım.) Kapalıçarşı’sı, boğazı, ağacı, kuşu, yaprağı, taşı, her bir zerresine ayrı ayrı şiirler yazmıştı neredeyse. Bırakıp gider mi insan böylesine sevdalandığını? Yine de hep bir gitmek ve denizlere, sonsuzluğa karışmak istemiş herhalde. “Heeey, ne duruyorsun be! At kendini denize… Yelken ol, dümen ol, balık ol, pul ol, su ol! Git gidebildiğin yere!” deyip sonra “Atamam kendimi denize dünya güzel” diye bu fikrinden hemen vazgeçmişti herhalde… Yaşamak kolay değildi, biliyordu da, bu dünyadan ayrılmak da kolay değildi hiç… Yoksa kolay değildi “Gönül verip türkü söylemek yâr üstüne…“ ”Yaşamak kolay değil ya kardeşler, ölmek de değil…” Mahzundu Orhan Veli sanırım, sevmek ona mahzun olmayı öğretmişti çünkü. Dertleri vardı, dertleri çoktu ama belli mahzundu. “Bir dert ki düşman başına… Bir dert ki, dayanılır şey değil.” demişti, neydi kim bilir anlatılamayan dertleri…

Dertlerini de aldı gitti sonsuzluğa. Bize güzellikleri bırakıp…

  1. Gün olur- Zülfü Livaneli
  1. İstanbul’u dinliyorum- Fazıl Say, Serenad Bağcan
  1. Hürriyete doğru- Ezginin Günlüğü
  1. Ayrılış-Ezginin Günlüğü
  1. Dedikodu- Levent Yüksel
  1. Dalgacı Mahmut- Yeni Türkü
  1. Harbe giden sarı saçlı çocuk- Teoman
  1. Anlatamıyorum- Hümeyra

 

  1. Bedava yaşıyoruz- Cem Karaca

Bu da bonus, Müşfik Kenter’in sesinden “Değil”