30. yılını akustik bir albümle taçlandıracak olan Türk metal müziğinin mihenk taşı Pentagram, albümden “Sonsuz” parçasını dijital mecralarda yayınladı. Grubun eski üyelerinden Ogün Sanlısoy, Demir Demirkan ve Murat İlkan’ın da ses verdiği albüm, 3 Mart’ta yayınlanacak. Albüm öncesi Pentagram ile ilişkimi gözden geçirdim ve kişisel Pentagram tarihime bir yolculuk yaptım.

10 sene önce lisedeyken, Antalya Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’ndaki 20. yıl konserine gitmiştim Pentagram’ın. Grubun gittiğim ilk konseriydi, öncesinde yaşım pek yetişmemişti. O çağlardaki rockçılığımdan mıdır, yoksa o zamanlar Türkiye’de rock müziğin popüler olmasından mıdır bilmem, Pentagram’ın 20. senesi büyük olay olmuştu ülkede. Herkeste 20. yıl tişörtleri görüyordum, konsere gitmek için acayip bir heyecan vardı. Hatta Pentagram dinleyen dinlemeyen bir sürü insan toplanıp gitmiştik, konserde ise hepimiz çıldırmışçasına kendimizi kaybetmiştik. Biraz da gençlik vardı elbet.

Sonradan 20. yıl konseri dvd olarak da çıkmıştı. Her ne kadar Pentagram’ın ilk yıllarının düğün salonu konserlerine yetişememiş olsam da o özel turnede bulunabildiğim için kendimi mutlu saymıştım.

Bu turneden birkaç yıl sonra, 2010’da çok büyük bir rock/metal müzik olayı oldu İstanbul’da: Sonisphere. Metalllica, Megadeth, Manowar, Rammstein ve rock/metal müziğin nice baba yiğitleri aynı festivaldeydi. İnönü Stadyumu, saha içinden Beleştepe’ye insanla doluydu.Korkusuzca ve özgürce müzik dinleyip eğlendiğimiz, festival yapabildiğimiz o günleri şimdi burnumum direği sızlayarak anımsıyorum.

Pentagram da elbet o festivaldeydi, üstelik Murat İlkan’ın gruba veda konseriydi. Bir hastalığı vardı ve sahnelerden uzaklaşması gerekliydi. Pentagram dnleyicileri için tarihi ve hüzünlü bir konserdi. Üstelik Pentagram’ın gündüz kuşağında çıkması ve ses sistemindeki aksaklıklar, tadımızı kaçırsa da yeni vokalist Gökalp Ergen ile tanışmak, Murat İlkan’ı uğurlamak ve o dev sahnede Pentagram’ı görmek her şeye rağmen güzeldi.

Yeni vokalist Gökalp Ergen ile yapılan albümün ilk klibi çıktı birkaç sene sonra. Ve hem şarkı hem de klibi beni kalbimden vurdu. Dingin bir sertlikteydi müziği ve söylemi de. Üstelik klibinde Şebnem Ferah’tan Athena’ya, Mor ve Ötesi’nden Nikki Wild’a ve hatta Nejat İşler’in “Tezgah”ına, rock severlerin yakından tanıdığı figürler konuk olmuştu.

2015 senesinin Nisan ayında, Roxy bir günlüğüne Kemancı oldu ve Kemancı Zeki ağabeyi anma gecesine ev sahipliği yaptı. Kimler yoktu ki sahnede; Teoman, Aylin Aslım, Demir Demirkan, Şebnem Ferah….  Benim gibi 90ların Kemancı ortamlarını kaçırmış, ama buna hep imrenmiş birisi için kaçırılmayacak bir geceydi. Kaçırmadım da. En öndeki yerimi kimselere kaptırmamak için saatlerce hiç kımıldamadım. Gecenin kapanışını şüphesiz ki Pentagram yapacaktı, üstelik Murat İlkan söylüyordu! Fakat sahnede art arda bir sürü insan çıktığından çok fazla ekipman vardı ve o kadar daralmıştı ki, kulisten sahneye giden ufacık yolu geçmek ve sahneye yerleşmek herkes için zor oluyordu. Pentagram için de aynı durum oldu ve tam önümde duran Hakan abinin düşeceğini hissettim. Her ne kadar elinde gitarıyla onu tutamayacağımı bilsem de tutmak üzere tetikte beklemeye başladım. Derken üzerime doğru geldi ve omzumdan tutunarak düşmeden toparlandı. Sonra nazikçe özür diledi ve “Bir yere tutunmak zorundaydım.” dedi. Bense o kadar sevinmiş ve heyecanlanmıştım ki, yıllardır severek dinlediğim bir gitaristin omzuma inen eli, bir ustadan el almak gibi hissettirmişti.

Başa dönersek, benim kişisel tarihimde Pentagram’la tanıştığım şarkı Anatolia olmuştu televizyon kanallarında dönen klibi sayesinde. İtiraf etmeliyim, o zamanlar korkuyordum bu klipten. Toprak yarılıyor, saçlı sakallı adamlar “Aaaanaaatoooliiiaaa” diye bağırıyordu. 90ların pop furyası içinde kafası doldurulmuş bir çocuk olarak benim için biraz sıra dışı ve ürkütücüydü bu klip.

Seneler sonra Demir Demirkan hayranı bir ergen olduğumda, Demir Demirkan’ın da eski bir Pentagram üyesi olduğunu ve hatta bu klipte var olduğunu etrafıma söyleyerek kendimce havalı hissederdim. Benim için büyük keşifti, hem bu klibi daha ufacıkken izliyordum ben, yeni keşfetmemiştim Pentagram’ı… Eh, bu da övünülecek bir şey sanıyordum.

Anatolia klibiyle başlayan, anlamını sonra kazansa da varlığını 20 senedir sürdüren Pentagram maceram, dilerim ki bir 20 yılı daha devirir. Yıllardır müziğinden duruşundan taviz vermeden, dağılmadan bölünmeden bugünlere gelen, 30 senedir nesillere kendine dinleten ve hala cayır cayır çalan Pentagram, sıradan bir gruptan fazlası ve ülkemizde belki de türünün tek örneği. Henüz hiç dinlemediyseniz dinleyin Pentagram’ı, hatta bu tür müziği sevmiyorsanız bile bir konserine gidin, bu deneyimi yaşayın derim. Hem yıl dönümü konserleri sürprizli ve daha güzel olur, yani Pentagram dinlemenin  tam zamanı!

Bu toprakların grubunun, bu toprakların türküsüne yorumuyla bitirelim.