Eindhoven’daki Mekân Sahiplerinin Sessiz Eylemi

Hükümetten beklediği desteği göremeyen ve dünyanın başka birçok yerinde olduğu gibi kendini yalnız hisseden mekân sahiplerinin sessiz eylemini paylaşmak istiyorum sizlerle. 

Aralık ayının son günlerinde, eşimle birlikte ikinci dönem evlere kapanmanın da etkisiyle sıkılmış, biraz kent merkezindeki havayı solumak için yürüyüşe çıkmıştık. Buraya göçtüğümüzden beri alışmaya çalıştığımız müzik sahnesi, mekân kültürünün farklılığı şüphesiz pandemiyle birlikte başka bir hâl aldı. Eindhoven’ımızın, Hollanda’nın da en büyüğü ayrıca, barlar sokağı Stratumseind’a bir uzanıp mekânların hangisi ne durumda bakalım dedik. En azından bizim takibinde olduğumuz rock bar pandemi başladığında evlere barı getirmek, çevrimiçi etkinliklerle ayakta kalmaya çalışmak gibi girişimlerde bulunmuştu. Bir afiş görebilir miyiz umuduyla kapısına vardığımızda, tüm sokağa yayılan pembe beyaz “kiralık” yazılı tabelalar ilk bakışta soğuk su etkisi yarattı. Sonra anladık ki, bu tabela gerçek bir tabela değil “böyle giderse hizmet sektörü çalışanları mekânlarını kiraya verecek” minvalindeki sessiz eylemin sembolü… Aslında yalnız Eindhoven’da da değil, bu plakalardan Amsterdam, Den Haag, Rotterdam gibi Hollanda’nın diğer büyük kentleri de başta olmak üzere ülkenin genelinde mekân kapılarına kondurulmuş durumda.

Peki, neler oldu?

Hollanda’da da geçtiğimiz aylarda vaka artışlarıyla birlikte, biraz başka ülkelerdeki durumlara da bakarak aceleci olmamaya çalıştıklarını düşündüğüm bir kararlar silsilesiyle, ikinci bir kapanma dönemine girildi. Bu kapanma, tüm bar, restoran, cafe ve hatta yapı marketleri gibi mekânları da kapsayarak, birincil ihtiyaca yönelik olmayan yerlerin kapanması anlamına geldi. Tabeladaki “Horeca” * kelimesine de işaret ederek Hollanda’nın hizmet sektörü fiziksel anlamda durmuş oldu. Müzik odaklı düşündüğümüzde 2020 yılı boyunca ayakta kalmak için elinden geleni yapan mekânlar, bu kapanıştan sonra bazı çarelerden de vazgeçmek zorunda kalarak sessizlik içinde beklemeye koyuldu. Hükümet, hizmet sektörüne yüzde yüz gelir kaybı yaşayanların başlangıçta yüzde yetmişini karşılayacak bir bütçe ayırdığını açıklamıştı. İkinci yardım paketi için de bu oranı yüzde seksen olarak duyursalar da yerel haber kaynaklarından anladığım, kantarın topuzu hiç de iktidarın duyurduğu gibi değil. 

Mekân sahipleri bir defalık yapılan yardımın, mağduriyet gidermekte yeterli olmadığını, çalışan maaşlarını ödemekte sıkıntıların yaşandığını yerel kaynaklara verdikleri röportajlarla anlatmaya başladı. Geçtiğimiz haftalarda da küçük işletme sahiplerinin pandemide verilen destekler nedeniyle hükümete dava açmaya başlaması işlerin (bu elbette hiçbirimizi şaşırtmaz) hiç de kamuoyuna duyurulduğu gibi olmadığını gösterdi. Üstelik ekonomik açıdan dara düşen birçok işletmenin, şirketin yanı sıra; örneğin Heineken gibi büyük içki üreticisinin 8000 işçisini; Hollanda’nın ikinci büyük bankası Rabobank’ın da 5000 işçisini işten çıkaracağını açıklaması, kendi adıma müzik sektörünün ve mekânlarda var olma halimizin önümüzdeki günlerdeki hâline dair umutsuz bir tablo çiziyor. 

15 Ocak tarihinde bir de Rutte hükümeti, vergi dairesinin yaptığı hatalar nedeniyle krala istifasını ileteceğini ve mart ayında yapılacak seçimlere kabinesinin katılmayacağını açıkladı. Sonra da sağlık bakanı De Jonge’un açıklamasıyla öğrendik ki, bu kabine korona önlemlerine dair sorumlu olmaya devam edecek.  

Sokağa çıkma yasakları, üçüncü dalga beklentileri, mutasyonlu virüsün hızla yayılışı, kontrolü sağlanamayan sosyal ve ekonomik bir ortam, korona önlemlerine karşı ayaklanan grupların kenti talan edişi, mekânların bir de buradan bir darbe yemesi ve sonunda kapatmanın 2 Mart’a kadar uzatılması… Tüm bu olan bitenin üstüne en düşük vaka sayılarını açıklamaları derken, ister istemez yaşadığım kente baktığım yeri yeniden düşünmeye koyuldum. Şehir merkezi ve ülkenin geneline yayılmış; “Zonder aanvullende steun waarshijnlijk binnenkort te huur – ek bir yardım olmazsa yakında kiralık! Horeca Emlak!” tabelaları… 

Altıncı yılına giren Eindhovenlılığım, geldiğim yerin dinamikleriyle bir kıyaslamaya gidilemeyeceğini çoktan öğretmiş olsa da rock city olarak anılan bu kentin müzik sahnesine alışması zaman almışken şimdi böyle bir çöküş yaşanması, bana daha gürültülü bir ses çıkarış yaşanacağını düşündürtmüştü. Sanırım, İstanbul’dan gelen yanım, sokağa çıkma yasaklarına ve önlemlere ayaklanan kesimden ziyade; başbakan açıklama yaparken, arkadan duyduğumuz hizmet sektörü çalışanlarının sesi daha çok içimize işlesin istedi. Gerçi o tabelalar bende o etkiyi yaratmaya yettiyse de çözümler konusunda ne gibi adımlar atılacağını da merakla bekliyorum. Zira yaz aylarındaki esneklik süreci gösterdi ki, yerel halkın da en az mekân sahipleri kadar bilinçlenmeli. Konu bir virüsle başa çıkmakken, kriz iyi yönetilemiyorken, kolektif aklın devreye girmesinden başka bir şey düşünemiyorum. Bu, dünyanın geri kalanı ve Türkiye adına da her zaman aklımın merkezinde. 

Son olarak, ben bu yazının başına oturduğum sıralarda Başbakan Rutte, akıl sağlığı için 200 milyar Euro bütçe ayırdıklarını ve bunun ihtiyaç olduğunu açıkladı. Yalnız hastalığı yaşayanlar için değil; sosyal etkileri de düşünülürse HAKLI! Bakalım her şey geçtiğinde Hollanda ne kadar aklından zorlanıyor biz müzik severler neler deneyimliyor olacağız. 

Bknz: * : Horeca: Hollanda’daki Hotel-Restaurant ve Cafe ağının genel adı olmakla, hizmet sektörünü kucaklayan bir kullanım. 

Bu yazı ilk olarak 14 Şubat 2021 tarihli Müzikli Mevzular Aposto! bülteninde yayınlanmıştır. https://apos.to/i/mekanlarin-sessiz-eylemi-eurovisionun-sert-sesleri

https://www.parool.nl/amsterdam/te-huur-borden-op-horecazaken-mensen-schrikken-ervan~bc877540/

https://www.ed.nl/eindhoven/half-stratumseind-wordt-te-huur-aangeboden~a8cbf60e/?referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2F