New Orleans’dan Sesler: In Business

Caz müziğin kalbinde, New Orleans’da, farklı bir tını yakalayabilmek umuduyla haftanın pek çok günü dolaşıyorum. Öncelikle buralıların “turistik” bulduğu Bourbon Street’den geçiyorum; genellikle caz standartlarının hatasız icrası, elektronik müzik ve biraz hip-hop duyduktan sonra Jackson Square’in köşesinden geçerek müziğin gerçek kalbine Frenchmen Street’e ulaşıyorum. Burası sayısız konser salonu ve bar bulunan bir sokak; yıllarını müziğe... Okumaya Devam et →

Bir Pazarlama Hamlesi: Çekilemeyen Rap Videosu

Altın zincirler, pahalı arabalar, gettolar, silahlar, havuz partileri, villalar ve dans eden bikinili güzel kadınlar… anaakım Amerikan siyahi rapçilerin müzik videolarından bahsettiğimi sanıyorum tahmin etmişsinizdir. Büyük çoğunluğu birbirine benzeyen bu müzik videolarından özgünlük, yeni bir tat beklemek çoğu zaman hata olacaktır, çünkü dinleyicisi bu unsurları olduğu gibi sever. Günümüzün popüler rap müziği, kendi karakterini bu... Okumaya Devam et →

Beatles’ın “Revolver”ı Brian Wilson’a Nasıl Sinir Krizi Geçirtti

Charles J. Moss’un Cuepoint’teki yazısının, kendisinin de izniyle yapılmış çevirisidir. Rock&Roll’un 1966’daki sanatsal devriminin ardındaki sihir Brian Wilson, Beatles’ın 1965 albümü “Rubber Soul”u ilk duyduğunda o kadar hayran kaldı ki, sonraki sabah piyanosunun başına geçti ve söz yazarı ortağı Tony Asher ile beraber “God Only Knows”u yazmaya başladı. Wilson, “Rubber Soul”un - şarkı sözlerinin çoğu... Okumaya Devam et →

Yeni Sezonda Salon İKSV ve Altını Çizdiklerim

Sanatın her alanında, özellikle de müzikte, yüzümüzü güldürebilecek etkinliklerin sayısı ülkemizde her geçen gün azalıyor da olsa iyi şeyler de olmuyor değil. Özellikle son birkaç senedir ve tahminimce önümüzdeki yıllarda da İstanbul’un alternatif müzik hayatını belirleyecek olan birkaç festival/organizasyon haricinde 2 ana unsur var: Salon İKSV ve Babylon Bomonti. Bu muhteşem 2’linin senelik programları da... Okumaya Devam et →

Gökyüzünden Bir Bakış: Echolyn – I Heard You Listening

Yaklaşık iki buçuk saat boyunca çaldığımız bardan çıkmış, gecenin bir yarısı arabaya biniyoruz ve bu yorgunlukla hiçbir şey dinlemek istemediğimi düşünürken bir anda arabada çalmaya başlayan parça beni alıp bambaşka diyarlara götürüyor.  Echolyn’in “I Heard You Listening” albümüyle işte böyle tanıştım. Son 2 aydır olur olmadık her an açıp dinlediğim bir albüm haline geldi. Echolyn... Okumaya Devam et →

Kırmızı Kalem, Eski Kasetlerin B Yüzü, Zorla İndirilen Albüm…

İyi müziğin ne olursa olsun doğru dinleyiciye ulaşacağına inananlardanım. Yine de, yaratıcı teşviklere de hayır dememek lazım. Grupların bazen albüm satışlarını veya bilinirliklerini arttırmak, bazen de dinleyicileriyle daha sıcak ilişkiler kurmak için buldukları birkaç yaratıcı yöntem aklımda yer etmişti. Bunlara pazarlama stratejisi olarak da bakabilirsiniz, dinleyici-müzisyen arasında bir iletişim yolu olarak da düşünebilirsiniz. Kırmızı Kalem…... Okumaya Devam et →

Altın&Platin Plak ve “Streaming”

Müzik piyasasının altın çağlarında her sanatçının en büyük hayali “altın plak” alabilmekti, hatta hedefi daha da yukarıda tutanlar için “platin plak” ulaşılabilecek en üst noktaydı. Birçok insanın hayat amacı olmuş, rüyalarına girmiş hatta uykularını kaçırmış bu ödüller nereden ortaya çıkmıştı? “Recording Industry Association of America (RIAA)" yani kaba bir çeviriyle Amerikan Kayıt Endüstrisi Birliği 58... Okumaya Devam et →

Babalar ve Padawanları: Bir Padawan Olarak Jimmy Page

Uzun süre önce ilk yazısını yayınladığım ancak ikinci yazısına asla fırsat bulamadığım “Babalar ve Padawanları” yazı dizimin ikinci yazısını da sonunda yayınlıyorum. Konseptin ne hakkında olduğunu ve ilk yazımı merak ediyorsanız  buradan “Babalar ve Padawanları: Bir Padawan olarak Black Sabbath” yazıma ulaşabilirsiniz. Bu seferki padawanımız Rock’n Roll tarihinin Mozart’ı sayılan Led Zeppelin grubunun dahi gitaristi Jimmy... Okumaya Devam et →

Konser Biletleri Aracılığıyla Bir Soruya Cevap: Rock Müzik Öldü Mü?

Günümüz popüler müziğinin en klişe tartışma konularından biri şüphesiz “Rock Müzik Öldü Mü?” Bu soru özellikle son 15-20 sene boyunca sıkça karşılaştığımız “Rock is Dead…” ile başlayan makalelerin, köşe yazılarının bir sonucu olsa gerek. Tabi ki her geçen gün değişen, kimine göre yumuşayan, kimine göre pop kültürüne selam çakmaya başlayan yeni nesil “rock” gruplarının da... Okumaya Devam et →

Bir Müzikal Seri Üretim Hattı: Berry Gordy Ve Motown

Diana Ross & The Supremes, The Four Tops, Smokey Robinson, The Miracles, Marvin Gaye, Jackson 5, Stevie Wonder ve daha niceleri… Bazıları kulağınıza sadece ismen tanıdık geliyor olabilir, bazılarını da hâlâ severek dinliyoruz. Bu sanatçıları/grupları tanıyor, seviyor olmamızda elbette kendi müzikal çalışmalarının büyük etkisi var ama işin iç yüzünde belki de onlardan daha kalıcı daha... Okumaya Devam et →

WordPress.com.

Yukarı ↑